Adjective clause sıfat cümleciği

Bir ismi tanımlayan, kendi içinde özne-yüklem taşıyan yan cümle. Türkçenin sıfat-fiil ekleriyle (-en, -dığı) yaptığı işi İngilizce ayrı bir cümlecikle yapar.

The book that I bought yesterday is excellent.

Adverb zarf

Bir fiili, sıfatı ya da başka bir zarfı niteleyen sözcük. Çoğu -ly ekiyle sıfattan türer ama hard/hardly gibi anlamca uzaklaşan çiftler de vardır.

She speaks English fluently.

Article artikel

a/an/the ya da sıfır artikel — bir ismin belirli mi belirsiz mi, sayılabilir mi olduğunu işaretler. Türkçede karşılığı yoktur, bu yüzden İngilizce öğrenen Türklerin en sık atladığı öğedir.

I saw a dog. The dog was black.

Collocation eşdizim

Doğal İngilizcede birlikte kullanılan sabit kelime çiftleri — make a decision doğrudur, do a decision değildir. Tek tek kelime anlamından çıkarılamaz, ezberlenmesi gerekir.

make a mistake, take a break, do homework

Comparative karşılaştırma sıfatı

İki şeyi kıyaslayan sıfat biçimi: kısa sıfatlarda -er, uzun sıfatlarda more. Superlative (üstünlük derecesi) üçten fazla şey arasından birini öne çıkarır: the -est / the most.

cheaper than, more expensive than, the cheapest

Conditional şart cümlesi

if ile kurulan, bir koşulun sonucunu anlatan cümle yapısı. Dört temel tipi vardır (0, 1, 2, 3) ve her biri farklı bir gerçeklik derecesini (genel gerçek, olası gelecek, hayali şimdi, geçmişte olmayan) anlatır.

If it rains, we will stay home. (tip 1)

Conjunction bağlaç

İki cümleyi ya da öğeyi anlam ilişkisiyle (zıtlık, sebep, sonuç, ekleme, koşul) birbirine bağlayan kelime. YDS'nin cümle tamamlama sorularının çoğu bağlacın anlamını değil yapısal gereksinimini ölçer.

although (cümle alır) ↔ despite (isim tamlaması alır)

Countable / uncountable noun sayılabilir / sayılamaz isim

Sayılabilir isimler tekil-çoğul ayrımı yapar ve a/an alabilir (a book, three books); sayılamaz isimler tekildir ve doğrudan sayı almaz (furniture, ama a piece of furniture).

Gerund isim-fiil (-ing)

Bir fiilin -ing ekiyle isim gibi kullanılan biçimi. Bazı fiiller (enjoy, avoid, suggest) yalnızca gerund alır, infinitive almaz — ikisi birbirinin yerine geçmez.

I enjoy reading. (I enjoy to read değil)

Infinitive mastar (to + fiil)

Bir fiilin to ile ya da yalın (bare infinitive) hâli. want, decide, plan gibi fiiller infinitive alır; make, let, had better gibileri yalın infinitive ister.

I want to leave. She made him apologise. (to olmadan)

Inversion devrik yapı

Normal özne-fiil sırasının tersine dönmesi — çoğunlukla soru kurarken (Are you…?) ya da olumsuz bir zarf/ifade cümle başına geldiğinde (Never have I seen…). Yapısal bir vurgu aracıdır, rastgele değildir.

Never have I seen such a mess.

Noun clause isim cümleciği

Bir cümlenin özne, nesne ya da tümleç görevini üstlenen yan cümle — genellikle that ya da bir wh- kelimesiyle başlar.

What she said surprised everyone.

Object nesne

Cümlede eylemden etkilenen kişi ya da şey — 'kimi/neyi' sorusunun cevabı. İngilizcede fiilden sonra gelir; konumu sabit, Türkçenin serbest dizilimindeki gibi oynatılamaz.

Ali read the book. (the book = nesne)

Passive voice edilgen çatı

Eylemi yapanın değil, eylemden etkilenenin özne yapıldığı cümle yapısı: be + fiilin üçüncü hâli (V3). Eylemi yapan bilinmiyorsa, önemli değilse ya da bilerek gizleniyorsa kullanılır.

The window was broken. (kim kırdığı belirtilmiyor)

Preposition edat

İsim ya da zamirin başka bir sözcükle ilişkisini (yer, zaman, yön) kuran değişmez kelime. Türkçenin ek yaptığı işi İngilizce ayrı bir kelimeyle yapar; bu yüzden edat hataları en dirençli hata türüdür.

depend ON, arrive AT, married TO

Reduction cümle kısaltma

Bir sıfat cümleciğinin bağlaç ve özneyi düşürerek -ing/-ed ile kısaltılmış hâli. Yalnızca özne konumundaki bağlaçlarda mümkündür.

The man who is standing there → The man standing there

Reflexive pronoun dönüşlü zamir

Öznenin eylemi kendi üzerinde gerçekleştirdiğini gösteren -self/-selves ekli zamir. Vurgu amacıyla da (bizzat kendisi anlamında) kullanılabilir.

She hurt herself. He did it himself.

Subject özne

Cümlede eylemi yapan kişi ya da şey — 'kim/ne yapıyor' sorusunun cevabı. İngilizcede (emir kipi hariç) her cümlenin bir öznesi olmak zorundadır; Türkçede özne ekin içine gizlenebilir.

I am tired. (Türkçede: Yorgunum — özne ekte)

Subjunctive dilek-şart kipi

Bir isteği, öneriyi ya da zorunluluğu bildiren that cümleciğinde fiilin yalın (üçüncü tekil şahısta bile -s almayan) hâlde kullanılması.

I suggest that he go. (goes değil)

SVO özne-fiil-nesne sırası

Subject + Verb + Object — İngilizcenin varsayılan, sabit kelime sırası kısaltması. Türkçenin anlamı ekle taşıyıp dizilimi serbest bırakan yapısının aksine, İngilizcede dizilim değişirse anlam da değişir ya da cümle geçersiz olur.

I study English. (Study I English değil)