YÖKDİL Sağlık Alan Kelimeleri

Tıp, biyoloji ve halk sağlığı metinlerinde sık geçen 60 kelime. Sağlık bilimleri adayları için akademik çekirdeğin üzerine eklenen katman.

  • 0 biliniyor
  • 0 öğreniliyor
  • 0 yeni
  • 0 bugün tekrar

Havuzdaki 60 kelimenin tamamı anlam · okunuş · örnek cümle
Kelime Anlam Örnek Durum
disease
/dɪˈziːz/
hastalık
noun
The disease spreads before the first symptoms appear.
Hastalık, ilk belirtiler ortaya çıkmadan önce yayılır.
yeni
symptom
/ˈsɪmptəm/
belirti
noun
A raised temperature is a symptom, not a diagnosis.
Yüksek ateş bir belirtidir, bir tanı değil.
yeni
diagnosis
/ˌdaɪəɡˈnəʊsɪs/
tanı
noun
An early diagnosis changes the treatment more than any drug.
Erken tanı, tedaviyi herhangi bir ilaçtan daha çok değiştirir.
yeni
treatment
/ˈtriːtmənt/
tedavi
noun
The treatment worked, but only for patients under fifty.
Tedavi işe yaradı ama yalnızca elli yaş altındaki hastalarda.
yeni
therapy
/ˈθerəpi/
sağaltım, terapi
noun
Physical therapy restored most of the movement in the arm.
Fizik terapi koldaki hareketin çoğunu geri kazandırdı.
yeni
patient
/ˈpeɪʃnt/
hasta
noun
  • sabırlı adjective · be patient with someone = birine karşı sabırlı olmak — 'hasta' anlamındaki isimden ayrı
Each patient was followed for two years after discharge.
Her hasta taburcu olduktan sonra iki yıl izlendi.
yeni
clinical
/ˈklɪnɪkl/
klinik, hasta başında yapılan
adj
Clinical trials must report their failures as well as their successes.
Klinik denemeler başarıları kadar başarısızlıklarını da bildirmek zorundadır.
yeni
surgery
/ˈsɜːdʒəri/
cerrahi, ameliyat
noun
Surgery was postponed until the infection had cleared.
Ameliyat, enfeksiyon geçene kadar ertelendi.
yeni
infection
/ɪnˈfekʃn/
enfeksiyon, bulaşma
noun
Most of the infection spread through unwashed hands.
Bulaşmanın çoğu yıkanmamış eller yoluyla oldu.
yeni
bacteria
/bækˈtɪəriə/
bakteri
noun
Some bacteria in the gut help break down food.
Bağırsaktaki bazı bakteriler besinin parçalanmasına yardım eder.
yeni
virus
/ˈvaɪrəs/
virüs
noun
A virus cannot copy itself without a living host.
Bir virüs, canlı bir konak olmadan kendini çoğaltamaz.
yeni
immune
/ɪˈmjuːn/
bağışık
adj
Anyone who recovers is immune for at least a year.
İyileşen herkes en az bir yıl bağışık kalır.
yeni
vaccine
/ˈvæksiːn/
aşı
noun
The vaccine protects the person who takes it and those around them.
Aşı hem onu olanı hem çevresindekileri korur.
yeni
antibiotic
/ˌæntibaɪˈɒtɪk/
antibiyotik
noun
An antibiotic does nothing against a viral illness.
Bir antibiyotik, virüs kaynaklı bir rahatsızlığa hiçbir şey yapmaz.
yeni
dose
/dəʊs/
doz
noun
A second dose was given three weeks after the first.
İkinci doz, birincisinden üç hafta sonra yapıldı.
yeni
drug
/drʌɡ/
ilaç; uyuşturucu
noun
The drug reached the market before the long-term data existed.
İlaç, uzun vadeli veriler ortaya çıkmadan piyasaya ulaştı.
yeni
prescription
/prɪˈskrɪpʃn/
reçete
noun
The prescription was written for a month but repeated for a year.
Reçete bir aylık yazılmıştı ama bir yıl boyunca yinelendi.
yeni
nutrition
/njuˈtrɪʃn/
beslenme
noun
Poor nutrition in childhood shows up in adult height.
Çocuklukta kötü beslenme, yetişkin boyunda kendini gösterir.
yeni
diet
/ˈdaɪət/
perhiz; günlük besin düzeni
noun
A diet high in salt raises pressure in the arteries.
Tuzu yüksek bir besin düzeni atardamarlardaki basıncı yükseltir.
yeni
obesity
/əʊˈbiːsəti/
aşırı şişmanlık
noun
Obesity rose fastest where cheap food replaced cooking.
Aşırı şişmanlık en hızlı, ucuz gıdanın ev yemeğinin yerini aldığı yerlerde arttı.
yeni
metabolism
/məˈtæbəlɪzəm/
metabolizma
noun
Metabolism slows with age even when activity does not.
Metabolizma, hareket azalmasa bile yaşla birlikte yavaşlar.
yeni
hormone
/ˈhɔːməʊn/
hormon
noun
One hormone controls both appetite and sleep.
Tek bir hormon hem iştahı hem uykuyu denetler.
yeni
tissue
/ˈtɪʃuː/
doku
noun
Scar tissue is stronger but less flexible than the original.
Yara dokusu aslından daha güçlü ama daha az esnektir.
yeni
organ
/ˈɔːɡən/
organ
noun
No single organ fails first in every case.
Her vakada ilk olarak aynı organ işlevini yitirmez.
yeni
artery
/ˈɑːtəri/
atardamar
noun
A blocked artery starves the muscle behind it.
Tıkanan bir atardamar, arkasındaki kası aç bırakır.
yeni
circulation
/ˌsɜːkjəˈleɪʃn/
dolaşım
noun
Cold hands are often a sign of poor circulation.
Soğuk eller çoğu zaman zayıf dolaşımın işaretidir.
yeni
respiratory
/rəˈspɪrətri/
solunuma ilişkin
adj
Respiratory illness rises every winter in crowded housing.
Solunum yolu rahatsızlıkları kalabalık konutlarda her kış artar.
yeni
lung
/lʌŋ/
akciğer
noun
One lung can carry the work of two for years.
Bir akciğer, yıllarca ikisinin işini görebilir.
yeni
kidney
/ˈkɪdni/
böbrek
noun
Each kidney filters the whole blood supply many times a day.
Her böbrek, kanın tamamını günde defalarca süzer.
yeni
liver
/ˈlɪvə(r)/
karaciğer
noun
The liver can regrow after a large part is removed.
Karaciğer, büyük bir bölümü alındıktan sonra yeniden büyüyebilir.
yeni
muscle
/ˈmʌsl/
kas
noun
Muscle is lost faster in bed than it is built in a gym.
Kas, salonda kazanıldığından daha hızlı yatakta kaybedilir.
yeni
bone
/bəʊn/
kemik
noun
Bone rebuilds itself completely over about ten years.
Kemik kendini yaklaşık on yılda tümüyle yeniler.
yeni
joint
/dʒɔɪnt/
eklem
noun
The joint wears out where two bones meet without cushioning.
Eklem, iki kemiğin yastıksız buluştuğu yerde aşınır.
yeni
nerve
/nɜːv/
sinir
noun
A cut nerve regrows about a millimetre a day.
Kesilen bir sinir günde yaklaşık bir milimetre uzar.
yeni
brain
/breɪn/
beyin
noun
The brain uses a fifth of the body's fuel at rest.
Beyin, dinlenme hâlinde vücut yakıtının beşte birini kullanır.
yeni
chronic
/ˈkrɒnɪk/
süregen, uzun süreli
adj
A chronic condition is managed rather than cured.
Süregen bir durum iyileştirilmez, yönetilir.
yeni
acute
/əˈkjuːt/
ani ve şiddetli
adj
An acute attack passes quickly but can return.
Ani ve şiddetli bir atak çabuk geçer ama geri dönebilir.
yeni
inflammation
/ˌɪnfləˈmeɪʃn/
iltihap
noun
Inflammation is the repair beginning, not the injury itself.
İltihap, yaralanmanın kendisi değil onarımın başlangıcıdır.
yeni
tumour
/ˈtjuːmə(r)/
ur, kitle
noun
The tumour was found while looking for something else.
Kitle, başka bir şey aranırken bulundu.
yeni
cancer
/ˈkænsə(r)/
kanser
noun
Cancer is not one illness but a family of them.
Kanser tek bir rahatsızlık değil, bir rahatsızlıklar ailesidir.
yeni
genetic
/dʒəˈnetɪk/
kalıtımsal
adj
A genetic risk is not the same as a certainty.
Kalıtımsal bir risk, kesinlikle aynı şey değildir.
yeni
inherit
/ɪnˈherɪt/
kalıtımla almak
verb
Children inherit a tendency, not the illness itself.
Çocuklar hastalığın kendisini değil, bir eğilimi kalıtımla alır.
yeni
mutation
/mjuːˈteɪʃn/
değişinim
noun
Most mutation makes no difference at all.
Değişinimlerin çoğu hiçbir fark yaratmaz.
yeni
screening
/ˈskriːnɪŋ/
tarama
noun
Screening finds cases early but also finds ones that never mattered.
Tarama vakaları erken bulur ama hiç önem taşımayacak olanları da bulur.
yeni
prevention
/prɪˈvenʃn/
önleme
noun
Prevention is cheaper than treatment but harder to fund.
Önleme tedaviden ucuzdur ama bütçe bulması daha zordur.
yeni
hygiene
/ˈhaɪdʒiːn/
temizlik kuralları
noun
Hand hygiene cut infection rates more than any new machine.
El temizliği, enfeksiyon oranlarını herhangi bir yeni cihazdan daha çok düşürdü.
yeni
sanitation
/ˌsænɪˈteɪʃn/
altyapı temizliği
noun
Sanitation added more years to life than medicine did.
Altyapı temizliği yaşama, tıptan daha çok yıl ekledi.
yeni
epidemic
/ˌepɪˈdemɪk/
salgın
noun
The epidemic ended before the cause was agreed on.
Salgın, sebebi üzerinde uzlaşılmadan önce sona erdi.
yeni
outbreak
/ˈaʊtbreɪk/
hastalığın patlak vermesi
noun
The outbreak was traced to a single water pump.
Salgının patlak verişi tek bir su pompasına dayandırıldı.
yeni
mortality
/mɔːˈtæləti/
ölüm oranı
noun
Infant mortality fell long before most drugs existed.
Bebek ölüm oranı, ilaçların çoğu var olmadan çok önce düştü.
yeni
recovery
/rɪˈkʌvəri/
iyileşme
noun
Recovery took twice as long as the operation suggested.
İyileşme, ameliyatın düşündürdüğünün iki katı sürdü.
yeni
rehabilitation
/ˌriːəˌbɪlɪˈteɪʃn/
yeniden kazandırma
noun
Rehabilitation begins in the ward, not after discharge.
Yeniden kazandırma taburculuktan sonra değil, serviste başlar.
yeni
disability
/ˌdɪsəˈbɪləti/
engellilik
noun
Most disability is acquired during life, not present at birth.
Engelliliğin çoğu doğuştan değil, yaşam içinde edinilir.
yeni
wound
/wuːnd/
yara
noun
A clean wound closes faster than a stitched dirty one.
Temiz bir yara, dikilmiş kirli bir yaradan daha hızlı kapanır.
yeni
fracture
/ˈfræktʃə(r)/
kırık
noun
The fracture healed but left the joint stiff.
Kırık iyileşti ama eklemi tutuk bıraktı.
yeni
anaesthetic
/ˌænəsˈθetɪk/
narkoz maddesi
noun
A local anaesthetic removes feeling without removing awareness.
Yerel narkoz maddesi, bilinci kaldırmadan duyuyu kaldırır.
yeni
transplant
/ˈtrænsplɑːnt/
organ nakli
noun
A transplant replaces the organ but not the disease that damaged it.
Organ nakli organı değiştirir, ona zarar veren hastalığı değil.
yeni
donor
/ˈdəʊnə(r)/
verici, bağışçı
noun
A living donor can give one of two kidneys.
Canlı bir verici, iki böbrekten birini verebilir.
yeni
consent
/kənˈsent/
rıza, onam
noun
Consent means little if the risks were never explained.
Riskler hiç anlatılmadıysa rızanın pek anlamı kalmaz.
yeni
placebo
/pləˈsiːbəʊ/
etkisiz ilaç
noun
A placebo has no active ingredient and still changes reported pain.
Etkisiz ilacın etkin maddesi yoktur ve yine de bildirilen ağrıyı değiştirir.
yeni

Fen ve Sosyal havuzlarının üçüncüsü. Bu 60 kelime, akademik çekirdek (AWL) öğrenildikten sonra YÖKDİL Sağlık paragraflarında geriye kalan alan terimlerini kapatır.

  • 53 noun
  • 6 adj
  • 1 verb

Yolun neresi

4. aşama · Sınav malzemesine geçin — günde bir oturumla bu havuz yaklaşık 19 günde biter.

Sınav gününe kadar tekrarda tutulur; 'bitirilen' bir aşama değildir.

Sırada: Kökler ve Ekler

Kelimeleri cümle içinde sınamak için: cümle çevirisi setleri

Çalışma sırasının tamamı →

Kaynak

YÖKDİL Sağlık Bilimleri alan kelimeleri

YÖKDİL Sağlık paragrafları ağırlıklı olarak hastalık süreçleri, tedavi ve ilaç denemeleri, vücut sistemleri, kalıtım ve halk sağlığı ölçümleri etrafında döner. Bu havuz o alanların tekrar eden terimlerini toplar. YÖKDİL Sağlık paragrafları hastalık süreçleri, tedavi/ilaç denemeleri, vücut sistemleri, kalıtım ve halk sağlığı ölçümleri gibi sınırlı bir konu kümesinde yoğunlaşır. Genel akademik kelime dağarcığı (AWL) bu paragrafların iskeletini çözmeye yeter ama tıbbi/biyolojik terimler (ör. ‘chronic’, ‘immune’, ‘diagnose’) AWL’nin dışında kalır — bu havuz tam o boşluğu, sınavda tekrar eden terimlerle kapatıyor. Bu alanın kelimeleri günlük dilde de tanıdık görünebilir ama akademik/tıbbi bağlamda daha dar bir anlama kayar: condition gündelik dilde durum iken tıbbi metinde rahatsızlık, hastalık anlamına gelir. Bu tür anlam kaymaları havuzda örnek cümlelerle ayrıca sabitlenir.