En Çok Kullanılan 100 Kelime

İngilizcede en sık geçen 100 kelime. Günlük metinlerin yarısından fazlasının çözümlenmesi için yeterlidir ve temel başlangıç noktasıdır.

  • 0 biliniyor
  • 0 öğreniliyor
  • 0 yeni
  • 0 bugün tekrar

Havuzdaki 100 kelimenin tamamı anlam · okunuş · örnek cümle
Kelime Anlam Örnek Durum
be
/biː/
olmak
verb
I want to be a teacher.
Öğretmen olmak istiyorum.
yeni
have
/hæv/
sahip olmak
verb
I have two brothers.
İki erkek kardeşim var.
yeni
do
/duː/
yapmak
verb
What do you do at weekends?
Hafta sonları ne yaparsın?
yeni
go
/ɡəʊ/
gitmek
verb
I go to school by bus.
Okula otobüsle giderim.
yeni
get
/ɡet/
almak, olmak, varmak
verb
I get up at seven.
Yedide kalkarım.
yeni
make
/meɪk/
yapmak, üretmek
verb
She makes very good coffee.
Çok güzel kahve yapar.
yeni
say
/seɪ/
söylemek
verb
What did you say?
Ne dedin?
yeni
know
/nəʊ/
bilmek
verb
I don't know the answer.
Cevabı bilmiyorum.
yeni
take
/teɪk/
almak, götürmek
verb
Take an umbrella.
Şemsiye al.
yeni
see
/siː/
görmek
verb
I can see the sea.
Denizi görebiliyorum.
yeni
come
/kʌm/
gelmek
verb
Come here, please.
Buraya gel lütfen.
yeni
think
/θɪŋk/
düşünmek, sanmak
verb
I think you're right.
Bence haklısın.
yeni
look
/lʊk/
bakmak
verb
Look at the board.
Tahtaya bak.
yeni
want
/wɒnt/
istemek
verb
I want a coffee.
Bir kahve istiyorum.
yeni
give
/ɡɪv/
vermek
verb
Give me your hand.
Elini ver.
yeni
use
/juːz/
kullanmak
verb
  • kullanım, yarar noun · İsim olarak /juːs/, fiil /juːz/
Can I use your phone?
Telefonunu kullanabilir miyim?
yeni
find
/faɪnd/
bulmak
verb
I can't find my keys.
Anahtarlarımı bulamıyorum.
yeni
tell
/tel/
anlatmak, söylemek
verb
Tell me the truth.
Bana gerçeği söyle.
yeni
ask
/ɑːsk/
sormak, rica etmek
verb
Can I ask a question?
Bir soru sorabilir miyim?
yeni
work
/wɜːk/
çalışmak
verb
  • işe yaramak verb · it works = işe yarıyor
  • eser, yapıt noun · a work of art; the works of…
I work at a hospital.
Bir hastanede çalışıyorum.
yeni
need
/niːd/
ihtiyaç duymak
verb
I need some help.
Biraz yardıma ihtiyacım var.
yeni
feel
/fiːl/
hissetmek
verb
I feel tired today.
Bugün yorgun hissediyorum.
yeni
try
/traɪ/
denemek, çalışmak
verb
Try again.
Tekrar dene.
yeni
leave
/liːv/
ayrılmak, bırakmak
verb
  • izin noun · on leave = izinde; maternity leave
I leave home at eight.
Evden sekizde çıkarım.
yeni
call
/kɔːl/
aramak, seslenmek
verb
Call me tonight.
Bu akşam beni ara.
yeni
put
/pʊt/
koymak
verb
Put it on the table.
Onu masaya koy.
yeni
mean
/miːn/
anlamına gelmek
verb
  • ortalama noun · İstatistikte aritmetik ortalama
  • kastetmek verb · What do you mean?
What does this word mean?
Bu kelime ne demek?
yeni
keep
/kiːp/
tutmak, saklamak
verb
Keep the change.
Üstü kalsın.
yeni
start
/stɑːt/
başlamak
verb
The film starts at nine.
Film dokuzda başlıyor.
yeni
help
/help/
yardım etmek
verb
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yeni
show
/ʃəʊ/
göstermek
verb
Show me the photo.
Fotoğrafı göster.
yeni
hear
/hɪə(r)/
duymak
verb
I can't hear you.
Seni duyamıyorum.
yeni
live
/lɪv/
yaşamak
verb
  • canlı adjective · Sıfat olarak /laɪv/ okunur; fiil /lɪv/
I live in Bursa.
Bursa'da yaşıyorum.
yeni
learn
/lɜːn/
öğrenmek
verb
I'm learning English.
İngilizce öğreniyorum.
yeni
understand
/ˌʌndəˈstænd/
anlamak
verb
I don't understand.
Anlamıyorum.
yeni
time
/taɪm/
zaman, kez
noun
What time is it?
Saat kaç?
yeni
year
/jɪə(r)/
yıl
noun
I'm twenty years old.
Yirmi yaşındayım.
yeni
people
/ˈpiːpl/
insanlar
noun
The people here are nice.
Buradaki insanlar iyi.
yeni
day
/deɪ/
gün
noun
Have a nice day!
İyi günler!
yeni
way
/weɪ/
yol, şekil
noun
This way, please.
Bu taraftan lütfen.
yeni
thing
/θɪŋ/
şey
noun
What's this thing?
Bu şey ne?
yeni
man
/mæn/
adam, erkek
noun
That man is my uncle.
Şu adam benim amcam.
yeni
woman
/ˈwʊmən/
kadın
noun
She's a young woman.
O genç bir kadın.
yeni
life
/laɪf/
hayat
noun
Life is short.
Hayat kısa.
yeni
child
/tʃaɪld/
çocuk
noun
She has one child.
Bir çocuğu var.
yeni
world
/wɜːld/
dünya
noun
It's the biggest city in the world.
Dünyanın en büyük şehri.
yeni
school
/skuːl/
okul
noun
My son is at school.
Oğlum okulda.
yeni
family
/ˈfæməli/
aile
noun
I've got a big family.
Kalabalık bir ailem var.
yeni
friend
/frend/
arkadaş
noun
He's a friend of mine.
O bir arkadaşım.
yeni
house
/haʊs/
ev (bina)
noun
Their house is very old.
Onların evi çok eski.
yeni
home
/həʊm/
ev, yuva
noun
I'm at home.
Evdeyim.
yeni
water
/ˈwɔːtə(r)/
su
noun
Can I have some water?
Biraz su alabilir miyim?
yeni
food
/fuːd/
yiyecek
noun
Turkish food is delicious.
Türk yemekleri lezzetli.
yeni
money
/ˈmʌni/
para
noun
I haven't got much money.
Fazla param yok.
yeni
book
/bʊk/
kitap
noun
  • ayırtmak, rezervasyon yapmak verb · book a room / a flight
This book is very good.
Bu kitap çok iyi.
yeni
word
/wɜːd/
kelime
noun
I did not know that word.
O kelimeyi bilmiyordum.
yeni
name
/neɪm/
ad, isim
noun
What's your name?
Adın ne?
yeni
place
/pleɪs/
yer
noun
  • yerleştirmek, koymak verb · place an order / place emphasis on
This is a nice place.
Burası güzel bir yer.
yeni
problem
/ˈprɒbləm/
sorun
noun
We have a problem.
Bir sorunumuz var.
yeni
question
/ˈkwestʃən/
soru
noun
Her question was hard to answer.
Sorusunu cevaplamak zordu.
yeni
night
/naɪt/
gece
noun
Good night!
İyi geceler!
yeni
city
/ˈsɪti/
şehir
noun
Istanbul is a big city.
İstanbul büyük bir şehir.
yeni
country
/ˈkʌntri/
ülke
noun
Which country are you from?
Hangi ülkedensin?
yeni
student
/ˈstjuːdnt/
öğrenci
noun
I'm a student.
Öğrenciyim.
yeni
job
/dʒɒb/
iş, meslek
noun
What's your job?
İşin ne?
yeni
good
/ɡʊd/
iyi
adjective
That's a good idea.
Bu iyi bir fikir.
yeni
new
/njuː/
yeni
adjective
I've got a new phone.
Yeni bir telefonum var.
yeni
first
/fɜːst/
ilk, birinci
adjective
It's my first day.
İlk günüm.
yeni
last
/lɑːst/
son, geçen
adjective
  • sürmek, dayanmak verb · 'son' sıfatının dışındaki fiil anlamı
Last week I was in Ankara.
Geçen hafta Ankara'daydım.
yeni
long
/lɒŋ/
uzun
adjective
It's a long story.
Uzun hikâye.
yeni
great
/ɡreɪt/
harika, büyük
adjective
That's great news!
Harika haber!
yeni
little
/ˈlɪtl/
küçük, az
adjective
A little water, please.
Biraz su lütfen.
yeni
other
/ˈʌðə(r)/
diğer
adjective
The other book is mine.
Diğer kitap benim.
yeni
old
/əʊld/
eski, yaşlı
adjective
How old are you?
Kaç yaşındasın?
yeni
right
/raɪt/
doğru, sağ
adjective
  • hak noun · human rights / the right to…
You're right.
Haklısın.
yeni
big
/bɪɡ/
büyük
adjective
It's a big city.
Büyük bir şehir.
yeni
high
/haɪ/
yüksek
adjective
The prices are high.
Fiyatlar yüksek.
yeni
different
/ˈdɪfrənt/
farklı
adjective
We're from four different countries.
Dört farklı ülkedeniz.
yeni
small
/smɔːl/
küçük
adjective
It's a small flat.
Küçük bir daire.
yeni
large
/lɑːdʒ/
geniş, büyük
adjective
A large coffee, please.
Büyük boy kahve lütfen.
yeni
next
/nekst/
sonraki, gelecek
adjective
See you next week.
Gelecek hafta görüşürüz.
yeni
early
/ˈɜːli/
erken
adjective
I get up early.
Erken kalkarım.
yeni
young
/jʌŋ/
genç
adjective
My brother is young.
Kardeşim genç.
yeni
important
/ɪmˈpɔːtnt/
önemli
adjective
This is very important.
Bu çok önemli.
yeni
hard
/hɑːd/
zor, sert
adjective
English is hard.
İngilizce zor.
yeni
because
/bɪˈkɒz/
çünkü
conjunction
I'm tired because I didn't sleep.
Uyumadığım için yorgunum.
yeni
about
/əˈbaʊt/
hakkında, yaklaşık
preposition
A book about history.
Tarih hakkında bir kitap.
yeni
very
/ˈveri/
çok
adverb
It's very cold today.
Bugün çok soğuk.
yeni
always
/ˈɔːlweɪz/
her zaman
adverb
I always drink tea.
Her zaman çay içerim.
yeni
never
/ˈnevə(r)/
asla
adverb
I never smoke.
Asla sigara içmem.
yeni
here
/hɪə(r)/
burada
adverb
Come here.
Buraya gel.
yeni
there
/ðeə(r)/
orada
adverb
Put it over there.
Onu şuraya koy.
yeni
now
/naʊ/
şimdi
adverb
I'm busy now.
Şu an meşgulüm.
yeni
today
/təˈdeɪ/
bugün
adverb
It's cold today.
Bugün soğuk.
yeni
tomorrow
/təˈmɒrəʊ/
yarın
adverb
See you tomorrow.
Yarın görüşürüz.
yeni
again
/əˈɡen/
tekrar, yine
adverb
Say it again.
Tekrar söyle.
yeni
together
/təˈɡeðə(r)/
birlikte
adverb
We study together.
Birlikte çalışıyoruz.
yeni
also
/ˈɔːlsəʊ/
ayrıca, de
adverb
She also speaks French.
Fransızca da konuşuyor.
yeni
only
/ˈəʊnli/
sadece
adverb
Only three people came.
Sadece üç kişi geldi.
yeni
well
/wel/
iyi (zarf)
adverb
She speaks English well.
İngilizceyi iyi konuşuyor.
yeni

Bu 100 kelime genel İngilizce metinlerin yaklaşık yarısını oluşturur. Bitirdiğinizde basit cümleleri sözlüğe bakmadan takip edebilirsiniz.

  • 35 verb
  • 30 noun
  • 20 adjective
  • 13 adverb

Yolun neresi

2. aşama · Sıklık listesini kapatın — günde bir oturumla bu havuz yaklaşık 24 günde biter.

Sıklık havuzlarının tamamında kelimeler 'öğrenildi' sayısına geçtiğinde — ya da testi tekrarlayıp genel kapsamınız %90'ın üstüne çıktığında.

Sırada: İlk 1000 · A

Kelimeleri cümle içinde sınamak için: cümle çevirisi setleri

Çalışma sırasının tamamı →

Kaynak

NGSL (New General Service List)

Browne, Culligan & Phillips (2013) tarafından 273 milyon kelimelik Cambridge English Corpus alt kümesinden üretilen 2801 kelimelik liste; genel İngilizce metinlerin ~%92'sini kapsıyor. Bu havuz listenin en sık geçen çekirdeğinden derlendi. Bu 100 kelimenin ağırlığı tesadüf değil: doğal dillerde kelime sıklığı Zipf yasasına uyar — en sık kelime, ikinci en sık kelimenin yaklaşık iki katı sıklıkta geçer, bu oran aşağı doğru katlanarak azalır. Sonuç olarak listenin en tepesindeki birkaç yüz kelime, metnin çok büyük bir kısmını tek başına taşır. Bu havuzdaki kelimelerin çoğu ‘içerik sözcüğü’ değil, kapalı sınıf sözcüğüdür (zamir, edat, yardımcı fiil) — anlam taşımaktan çok cümleyi birbirine bağlarlar, bu yüzden hiçbiri atlanamaz.

Listenin kaynağına git →