Renkler — Ana Renklerin Ötesi
Kırmızı, mavi, yeşil gibi temel renkler sıklık havuzlarında zaten var; burada betimleme yazılarında ve alışverişte işe yarayan 15 ara/ton rengi var.
- 0 biliniyor
- 0 öğreniliyor
- 0 yeni
- 0 bugün tekrar
Şıklara bakmadan karar ver:
1–5 tuşlarıyla da seçebilirsiniz.
Havuzdaki 15 kelimenin tamamı anlam · okunuş · örnek cümle
| Kelime | Anlam | Örnek | Durum |
|---|---|---|---|
| purple /ˈpɜːpl/ | mor adjective | She wore a purple dress to the party. Partiye mor bir elbise giydi. | yeni |
| navy /ˈneɪvi/ | lacivert adjective | He bought a navy jacket for the interview. Mülakat için lacivert bir ceket aldı. | yeni |
| beige /beɪʒ/ | bej adjective | The walls in our living room are beige. Oturma odamızın duvarları bej renkte. | yeni |
| turquoise /ˈtɜːkwɔɪz/ | turkuaz adjective | The sea near the island was bright turquoise. Adanın yakınındaki deniz parlak turkuaz rengindeydi. | yeni |
| maroon /məˈruːn/ | bordo adjective | The school uniform includes a maroon jumper. Okul üniforması bordo bir kazak içeriyor. | yeni |
| olive /ˈɒlɪv/ | zeytin yeşili adjective | His jacket was an olive green colour. Ceketi zeytin yeşili bir renkteydi. | yeni |
| lavender /ˈlævɪndə(r)/ | lavanta rengi adjective | She painted the nursery a soft lavender shade. Çocuk odasını yumuşak bir lavanta rengine boyadı. | yeni |
| coral /ˈkɒrəl/ | mercan rengi adjective | The bridesmaids wore coral dresses at the wedding. Nedimeler düğünde mercan rengi elbiseler giydi. | yeni |
| mint /mɪnt/ | nane yeşili adjective | The kitchen cabinets were painted a fresh mint colour. Mutfak dolapları taze bir nane yeşiline boyanmıştı. | yeni |
| indigo /ˈɪndɪɡəʊ/ | çivit mavisi adjective | The old jeans had faded from indigo to grey. Eski kot pantolon çivit mavisinden griye solmuştu. | yeni |
| magenta /məˈdʒentə/ | eflatun adjective | The poster used bright magenta letters for the title. Afiş başlık için parlak eflatun harfler kullandı. | yeni |
| khaki /ˈkɑːki/ | haki adjective | Soldiers often wear khaki uniforms in the desert. Askerler çölde genellikle haki üniforma giyer. | yeni |
| ivory /ˈaɪvəri/ | fildişi rengi adjective | The wedding invitations were printed on ivory paper. Düğün davetiyeleri fildişi rengi kağıda basıldı. | yeni |
| teal /tiːl/ | petrol yeşili adjective | The sofa in the new flat is a deep teal. Yeni dairedeki kanepe koyu bir petrol yeşili. | yeni |
| amber /ˈæmbə(r)/ | kehribar rengi adjective | The traffic light changed from green to amber. Trafik lambası yeşilden amber renge geçti. | yeni |
Bu havuzu bitirdiğinizde temel on iki rengin ötesinde, bir kıyafeti, evi ya da nesneyi daha kesin tonlarla betimleyebilirsiniz.
Yolun neresi
2. aşama · Sıklık listesini kapatın — günde bir oturumla bu havuz yaklaşık 13 günde biter.
Sıklık havuzlarının tamamında kelimeler 'öğrenildi' sayısına geçtiğinde — ya da testi tekrarlayıp genel kapsamınız %90'ın üstüne çıktığında.
Sırada: İlk 100 Kelime
Kelimeleri cümle içinde sınamak için: cümle çevirisi setleri
Kaynak
Pratik İngilizcem — arşivlenmiş A1 müfredatı
Kaynak ders archive/lessons-a1/m03-l04'teki 15 temel rengin neredeyse tamamı (12/15) sıklık havuzlarında (temel-100, ilk-1000-a/b, ikinci-1000, ucuncu-1000) zaten öğretiliyor — bu havuzun onları tekrar üretmesi kaliteyi düşürür. Bunun yerine dersten kalan gerçek boşluk (purple, navy, beige) korunup ton/ara renklerle (turquoise, maroon, olive…) tamamlandı; hedef aynı 12 rengi değil, tamamlayıcı bir kelime dağarcığını öğretmek. Renk sıfatları İngilizcede sabit bir sıra kuralına tabidir: fikir-boyut-yaş-renk-köken-malzeme-amaç (‘a beautiful small old navy wool jacket’ gibi) — renk sıfatı neredeyse her zaman ismin hemen önünde, köken/malzeme sıfatlarından önce gelir. Bazı renkler deyimlerde de yaşar (‘green with envy’ = kıskanç, ‘feel blue’ = üzgün); bu havuz temel çeviriyi verir, deyimsel kullanım gramer referansının konusu değildir ve burada işlenmez.